/Psikoterapi ve Psikolojik Danışmanlık
Psikoterapi ve Psikolojik Danışmanlık 2018-02-02T11:25:19+00:00

Bireysel Psikoterapi ve Psikolojik Danışmanlık

Çocukların yaşam yolculukları boyunca karşılaşmaları muhtemel olan pek çok zorluk vardır; akran zorbalığı, aile içi iletişim ve ilişki sorunları, gelişimsel zorluklar, travmatik yaşantılar, vb… Çocuklar bu zorlukların bir kısmını çözümleyebilmek için kendi yollarını keşfederlerken, bir kısmını kendi başlarına çözümleyemeyebilir ve ilerleyebilmek için desteğe ihtiyaç duyabilirler. Bazen ailenin ve okulun sunduğu destek çocuğun kaynaklarını geliştirebilmesi ve zorlukların üstesinden gelebilmesi için yeterli olur, ancak bazı durumlarda çocuk bundan daha fazlasına ihtiyaç duyar. Bu durumlarda ev ve okul ortamından bağımsız, yeni bir alan olan terapi ortamında çocuğun ihtiyaç duyduğu psikolojik desteğin ona sunulması gerekir. Aksi takdirde, çocukluk çağında baş gösteren ancak çözümlenemeyen bu zorluklar çocuğun yaşamı boyunca peşinden gelmeyi sürdüreceklerdir. Çünkü bireyin gençlik ve yetişkinlik çağında yaşayabileceği ilişki sorunları, depresyon, kaygı, davranış ve yeme bozuklukları gibi pek çok psikolojik sorunun altında çocukluk çağında ufak ufak başlayan fakat çözümlenmeden, kendi haline bırakılan birtakım zorluklar yatmaktadır. Dolayısıyla ailenin ve okulun çocuğun karşılaştığı psikolojik ve gelişimsel zorluklara destek olmakta zorlandıkları durumlarda psikoterapi desteği alınması, çocuğun tüm yaşamını etkileyecek, kritik bir karardır.

Merkezimizde çocuklar ile uygulanan psikoterapi çalışmaları, çocuğa bakım veren yetişkinler ve çocuğun kendisiyle uygulanan çalışmalar olarak iki kategoriye ayrılır. Çocuğa bakım veren yetişkinler ile uygulanan çalışmalar ile ilgili detaylı bilgiye yukarıdaki “Ebeveynlere Yönelik Bireysel Psikoterapi” başlığından ulaşabilirsiniz.

Çocuğa bakım veren yetişkinler ile uygulanan çalışmalar kapsamında danışanlarımız:

  • Çocuğun psikolojik durumu, ihtiyaçları ve gelişimsel süreçleri ile ilgili geribildirim alırlar.
  • Aile yaşantılarında karşılaştıkları zorlukların üzerinde çalışarak aile fertleri arasındaki güvenli ilişkiyi, paylaşımı ve iletişimi kuvvetlendirirler.
  • Pozitif disiplin ve şiddetsiz iletişim uygulamalarını geliştirirecekleri ebeveynlik tutumları üzerinde çalışırlar.

Çocuklar ile uyguladığımız psikoterapi çalışmaları kapsamında danışanlarımız:

  • Kendilerini rahatlıkla ifade edebilecekleri terapi ortamıyla tanışır ve terapistleriyle güvenli bir ilişki kurarlar.
  • Psikolojik süreçleri üzerindeki farkındalıklarını artırır, kendilerini daha iyi tanır ve yaşadıklarını daha bilinçli bir seviyede anlamlandırırlar.
  • Yaşadıkları sorunun niteliğine ve yaşlarına uygun olarak oluşturulan psikoterapi çalışmalarına başlarlar.
  • Gelecekte yaşamaları muhtemel zorlukların üstesinden gelebilmeleri için ihtiyaç duydukları psikolojik donanımı geliştirirler.

Çocuğun Psikoterapi Süreci İle İlgili Sık Sorulan Sorular:

Süreç Nasıl İlerler?

Çocuğun psikoterapi sürecine başlamadan önce 90 dakikalık çocuk-aile değerlendirme seansı uygulanır. Bu seans tek seferde yapılabileceği gibi, iki ayrı güne de bölünebilir. Bu seansta öncelikle çocuğun ebeveynleri ve ona bakım veren yetişkinler ile görüşülür ve çocuğun yaşam öyküsü dinlenir. Ardından çocuk ile görüşülür ve gerekli psikolojik, gelişimsel ve bilişsel değerlendirmeler uygulanır. Bu değerlendirmeler genellikle insan – aile – ev çizimi ve yönlendirilmemiş oyun üzerinden yapılır. Eğer gerekli görülürse WISC-4 zeka testi, CAT projektif algı testi ya da Stanford Binet gelişim ve zeka testi ayrıca uygulanabilir, ancak genellikle bu ek testlere ihtiyaç duyulmadan süreç ilerler. 90 dakikalık ilk değerlendirme seansının sonunda ebeveynler ile çocuklarının gelişimsel ve psikolojik ihtiyaçları, yaşamakta oldukları zorlukların altında yatan muhtemel nedenler ve bunların önlenmesi için neler yapılabileceği paylaşılır.

Bazı durumlarda bu değerlendirme süreci yaşanan zorluğun üstesinden gelinmesi için yeterli olabilir. Ancak gerekli görüldüğü takdirde bu seanstan sonra çocuk veya ebeveynler ile psikoterapi sürecine başlanır. Çocuk ile psikoterapi sürecine başlanmasının uygun görüldüğü durumlarda genellikle haftada bir veya iki kere görüşülür. Ebeveynler de haftada bir veya iki haftada bir terapinin gidişatı ile ilgili bilgi verilir.

Her bireyin mizacı, yaşam öyküsü ve yaşadığı sorunlar farklı olduğu için psikoterapinin kaç seans süreceği yaşanan zorlukların niteliğine ve danışanın mizacına göre değişir. Ancak çocuk ile uygulanan terapinin etkili olabilmesi için genellikle en az 6-8 seans kadar sürmesi gereklidir.

Merkezimizde çocuklar ve ebeveynlerin psikolojik danışmanlık ve psikoterapi süreçleri, uzman psikolog ve psikoterapist Pelin Ulutaşlı tarafından yürütülmektedir.

Çocukların Psikoterapi Sürecinde Neden Öncelikle Ebeveynler İle Görüşülür?

Çocukların ve ailelerin karşılaştıkları çoğu zorlu duruma detaylı bakıldığında, anlık tetikleyicilerden ziyade geçmişten bugüne doğru devam eden bazı örüntüler olduğunu görürüz. Bu zorlu durumların nedenlerini anlayabilmek ve çözüm yollarını keşfedebilmek için çocuğun yaşamına ve gelişimine bütüncül bir bakış açısıyla bakmak ve olası örüntüleri keşfedebilmek gerekir. Bunu sağlamanın yolu da çocuğun bugüne kadar kat ettiği bilişsel, psikolojik ve duygusal gelişim basamaklarını anlamayı, başından geçen önemli olayları bilmeyi, diğer aile üyelerinin mizacını, ilişki ve iletişim kurma yollarını tanımayı gerektirir. İlk görüşmede topladığımız detaylar bize sorunların kaynağını nerelerde aramamız gerektiğine, çocukla tanışırken özellikle nelere dikkat etmemiz gerektiğine, hangi sorunların birincil, hangi sorunların ikincil olduğunu anlamamıza ve gelişme kat edildikten sonra bunun nasıl sürdürülebileceğine dair önemli ipuçları sağlar. Bu sayede aile ile doğru bir planlama ya da yönlendirme yapabildiğimiz gibi, onların zamanını, emeğini ve inancını korumamız da mümkün olur. Detaylı hayat hikayesi alınmadan, çocuğu ve aileyi tanımadan hızlıca alınan kararlar ve planlanan müdahaleler belki semptomları iyileştirmeye yarayabilir, fakat yaşanan zorlukların kaynağında yatan durumların iyileşmesini mümkün kılamazlar.

Çocuğun Psikolojik Desteğe İhtiyacı Olduğu Nasıl Anlaşılır?

Her çocuğun mizacı, ebeveynleriyle ilişkileri, ev ve sosyal yaşantısı farklı olduğundan, her çocuk ihtiyaçlarını kendine has yollarla ortaya koyar. Ancak genellikle aşağıdaki durumlar çocuğun desteğe ihtiyacı olduğunun göstergeleridir:

  • Beslenme, uyku ve tuvalet sorunları yaşaması
  • Sık sık ağlaması veya hiç ağlamaması
  • Sınırlamalara tahammül edememesş, sosyal ortamların kurallarına uymakta zorlanması
  • Sosyal ilişkiler kurmada zorlanması, sosyal fobi belirtileri göstermesi
  • Okula alışmada 2 ay ve daha uzun süre zorlanması
  • Dikkatini yaşının gerektirdiği ölçüde toplayamaması
  • Kendine ve başkalarına karşı agresiflik, saldırganlık göstermesi
  • Panik bozukluk ya da anksiyete/kaygı bozukluğu belirtileri göstermesi
  • Konuşma gecikmesi, çağırıldığında bakmama, göz teması eksikliği, el-göz koordinasyonunda ve beden denetiminde zayıflık gözlemlenmesi
  • Boşanma, taşınma, kaza, kayıp gibi travmatik yaşantılarının olması
  • Ebeveynlerinden en az birine karşı aşırı bağlılık, yokluğunda yoğun ayrılık kaygısı yaşaması
  • Ebeveynlerinden en az biriyle arasında şefkatli, doyurucu ve güvenli bir bağın olmaması, reaktif bağlanma bozukluğu belirtileri göstermesi

Yukarıda belirtilen durumlar çocukların ve ailelerin günlük yaşamlarını ve temel fonksiyonları etkileyecek boyutta olduklarında mutlaka destek alınmalı ve bu durumların gelecek yıllara taşınması engellenmelidir. Çocukta bu belirtilerin görülmediği, ancak ailenin hayatında büyük değişikliklerin yaşandığı dönemlerde de önleyici ve koruyucu olması adına psikoterapi desteği alınabilir.

Çocukların Seanslarına Ebeveynler Dahil Olur Mu?

0-2 yaş aralığındaki bebekler ile yapılan psikoterapi çalışmalarına genellikle ebeveynler de dahil olur. Ancak iki yaşından itibaren, ebeveyn ve çocuk arasındaki ilişkiyi geliştirmeyi hedeflendiğimiz durumların dışında, çocuk ve terapist birebir seans yaparlar.

Bu sayfa yapım aşamasındadır.

Yaşamda karşılaştığımız zorluklarla baş etme yöntemlerimizi kendi iç kaynaklarımızdan alırız. Çocukluğumuz, hayat deneyimlerimiz, ebeveynlerimizle aramızdaki ilişki ve yaşam boyu öğrendiğimiz her şey, kendi iç kaynaklarımızı zenginleştirirken bizi biricik, kendine has birer birey yapar. Ebeveynlik ve çocuk büyütme sürecinde bireyin yaşadığı en derin dönüşümlerden birisi, kendi iç kaynaklarının çocuğun yaşadığı bazı zorluklara destek olabilmek için yeterli olamayabileceğini fark etmesiyle başlar. Bu dönüşüm sürecinin zorluğu, bireyin kendi çocukluğuna, aile yaşantısına, hayat deneyimlerine ve ebeveynlik tutumlarına farkındalıklı ve objektif bir gözle bakabilmesinin bir hayli çaba gerektiren bir iş olmasından kaynaklanır.

Ebeveynler ile yaptığımız psikoterapi çalışmaları, ebeveynin çocuğu ile ilişkisinde kendi kaynaklarının yeterli gelmediğini hissettiği anlar üzerinden başlayarak, bu ilişkiye kendi psikolojik süreçlerinden aktardıkları üzerinde yoğunlaşır. Ebeveynin bu aktarımları açıklıkla ve içtenlikle çözümlemeye hazır olması, aynı zamanda yeni kaynaklar geliştirmeye de hazır olması demektir. Terapinin bu sürecinde, ebeveynin çocuğun gelişimsel süreçlerini daha iyi anlayabilmesini, çocuğu ile arasında şiddetsiz iletişim dilini oturtabilmesini, güvenli bir ilişki oluşturabilmesini ve pozitif ebeveynlik sınırları içerisinde, sevgi ve şefkat dolu bir disiplin kurabilmesini sağlayacak yeni kaynaklar geliştirmeye başlar.

Ebeveynler, çocukları ile aralarındaki ilişkinin ve iletişimin niteliğini artırmak ve ebeveynliklerini geliştirecek iç kaynaklarını zenginleştirmek için ister kısa süreli danışmanlık, ister orta ve uzun süreli psikoterapi hizmeti alabilirler. Kısa süreli danışmanlık genellikle soru-cevap şeklinde ilerler ve ebeveyne belli bazı konularda bilgi vermeye yöneliktir. Örneğin ebeveynler çocuklarının beslenme ve uyku düzeni, akademik performansı, sınav kaygısı, ebeveynine olan bağlılığı vb gibi daha pek çok konuyla ilgili sorularını sormak ve yanıtlar almak için bir veya daha fazla seans görüşmeye gelebilirler. Psikoterapi ise genellikle en az 8-10 seans kadar sürer ve ebeveynin sadece bilgi almasına değil, kendi ebeveynliğini etkileyen süreçleri üzerinde çalışmasına ve yaşadığı zorlukları kökünden çözümleyebilmesine yöneliktir.

Ebeveynin psikoterapi hizmeti alması için çocuğunun da bu süreçten geçiyor olması gerekli değildir, yani çocuk ile hiç görüşülmeden de ebeveynin psikoterapi süreci ilerleyebilir. Ancak sürecin daha verimli olması adına, çocuk ile en azından bir değerlendirme seansı yapılması en doğrusudur. Eğer bir yandan çocuk ile sürdürülen bir psikoterapi süreci varsa, ebeveyn haftada bir veya iki haftada bir olmak üzere terapinin gidişatı ile ilgili ayrıca bilgilendirilir.

Ebeveyn Hangi Durumlarda Psikolojik Destek Almalıdır?

Eğer çocuk;

  • Ebeveynine duygularını, düşüncelerini ve isteklerini rahatça ifade etmede zorlanıyorsa, ya da hiç ifade etmiyorsa
  • Ebeveynine sinirlendiğinde vurmak, ısırmak gibi agresif davranışlarda bulunuyorsa
  • Ebeveynin varlığında sık sık ağlama krizlerine giriyor, ya da hiç ağlamıyorsa
  • Ebeveynin varlığında genel olarak içine kapalı ve kaygılı davranıyorsa (örneğin ebeveyni eve gelince altına kaçırıyorsa, huzursuzlanmaya başlıyorsa, vb…)
  • Ebeveynin koyduğu sınırlara tahammül edemiyorsa
  • Ebeveynin koyduğu sınırlara sonunda bir ödül/ceza olmadığı sürece uymuyorsa
  • Ebeveyni ile sıklıkla inatlaşıyor, tepkisel konuşuyorsa
  • Ebeveynine aşırı bağımlı veya talepkar davranıyorsa
  • Ebeveyni ile oyun oynamıyorsa
Eğer ebeveyn;
  • Zaman zaman çocuğa ulaşmanın, onunla iletişim kurmanın ve onu sakinleştirebilmenin mümkün olmadığını hissediyorsa
  • Çocuğa söz geçiremediğini, sağlıklı bir disiplin tutumu oturtamadığını düşünüyor, deneme-yanılma yöntemleriyle ve tutarsız bir tavırla ilerliyorsa
  • Zaman zaman çocuğun canını yakmak, onu cezalandırmak istediğini hissediyorsa
  • Çocuğu ile arasında ile haftada birkaç defa kavga etme, inatlaşma ve küsme gibi durumlar yaşıyorsa
  • Sıklıkla keyifli anlar bile tatsızlıkla ve huzursuzlukla son buluyorsa
  • Çocuğuna yetemediğini, onu fiziksel ve duygusal olarak doyuramadığını hissediyorsa
  • Çocuğuna dokunmaktan, sevgi ve şefkat göstermekten çekiniyor, güvensiz hissediyorsa
  • Çocuğu ile oynamaktan sıkılıyor veya nasıl oynayacağını bilmiyorsa
  • Kendini sık sık çocuğuna bağırırken buluyorsa

Eğer aile ortamında yukarıda sıralanan durumlar gözlemleniyorsa, ebeveyn mutlaka bireysel psikoterapi desteği almalı ve bu konuların üzerinde çalışmalıdır. Yukarıda çocuk için sıralanan göstergeler çocuğun yaşadığı birtakım psikolojik zorluklara işaret ediyor gibi görünseler de, sadece ebeveynin varlığında yaşandıkları sürece bu durumların tetikleyicileri de çözümleri de ebeveyniyle arasındaki ilişkide gizlidir. Dolayısıyla önce ebeveynin terapi sürecine başlaması ve kendi iç kaynaklarını geliştirmesi gereklidir. Ancak eğer çocukta yukarıda sıralanan davranışlar ebeveyninden bağımsız olarak da gözlemleniyorsa, yukarıdaki Çocuklara Yönelik Bireysel Psikoterapi başlığına göz atabilirsiniz.